2 Mayıs 2012 Çarşamba

Apartman hayatına alışabildik mi?

Mutfak balkonundan dışarı bir el uzandı, kendini göstermeden elindeki bezi aşağıya silkeledi ve el geri kaçtı. Toplam süre birkaç saniye. Aşağıdaki balkonda yeni yıkanmış bebek çamaşırları var mı, başkasına zarar veriyor muyum sorusunu sormadı, göz açıp kapayıncaya
kadar (kimse görmeden) kendi işini gördüğünü düşündü.
Çok sayıda aile oturuyor. Yönetim çalışıyor. Karar alınıyor. Kararlar yazılı hale getirerek toplantılara
 katılamayan komşulara iletiliyor. İlerleyen zaman içinde apartman yönetimini profesyonel bir şirkete devredildi. Komşuluk ilişkileri insani değerler ve yasal mevzuat çerçevesinde akışını sürdürüyor.
Gönüllerin istediği “yakın ve sıcak komşuluk ilişkileri var mı” sorusu komşular arasında gündeme geliyor. Herkesin kalbinden geçen sıcak ilişkiler bir özlem olarak gönüllerdeki yerini muhafaza ediyor.
Diğer taraftan bir arada toplu yaşama alışkanlığımız yeterli seviyede mi, apartman hayatına alıştık mı sorusunu da sormadan edemiyoruz. Toplantılarda alınan kararlardan birisi; “halı, yolluk vb. gibi malzemenin pencerelerden veya balkonlardan silkelenemeyeceği, küçük boy örtüler, masa örtüsü, çarşaf cinsi malzemenin sadece binanın iç tarafındaki yatak odası penceresinden silkelenebileceği, mutfak ve misafir odası balkonları ile iki küçük oda pencerelerinden silkeleme yapılamayacağı yazılı olarak kararlaştırılmıştı. Apartman sakinleri olarak kararı alan biz, uyum gösteremeyen yine biz.
Başkalarından kurallara uyulmasını beklerken, ben kararlara saygılı mıyım sorusunu kendimize sorabiliyor muyuz? Dokuz katlı apartmanın pencerelerinden halı silkelenir mi, insanımızın elektrikli süpürgenin icat edildiğinden haberi yok mu sorusunu sormamız, rahatsızlık verici değil mi? Dışarıdan destek aldığımız profesyonel yöneticimizin bizi kontrol etmesini mi bekliyoruz?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder